Bir zamanların önemli furyalarından ve hala da geçerli olan web browser oyunları beni teğet geçti diyebilirim. E tabi üyeliklerimin bulunduğu oyunlar var ama henüz saatlerce başından kalkamayacak şekilde bağlayamadı beni hiçbirisi. İçlerinden sadece Gladiatus'u ara ara oynarım. Ona da yaklaşık iki yıldır üye olmama rağmen henüz 46 levelim.
Gladiatus'de dikkatimi çeken tek şey gladyatör olmak tabi. Her zaman farklı ve ilginç gelmiştir bana gladyatörler. Bu yüzden arada oynuyorum bu oyunu.
Gladyatörüne eğitim veriyorsun, teçhizat satın alıyorsun, yanına paralı askerler alarak onlarla güçlendiriyorsun. Böylece sen arenada savaşırken paralı askerlerin de "sirk turna" adı verilen başka bir arenada savaşıyor.
Zindanları da unutmamak lazım tabi. Görevlerin yanı sıra bir de yeraltının ensesi kalınları var. Bunlara leveline göre açabiliyor ve savaşabiliyorsun. Zindanın boss'unu yenerek teçhizat kazanabiliyorsun.
İttifak kurarak da bi sinerji yaratmak mümkün. Ben pek kapılmadım ama hastası olan arkadaşlarım var. Dikkati elden bırakmayarak deneyebilirsiniz. Deneyip de hastası olursanız karışmam.
Oyuna üye olup yardım isterseniz
Bu konunun altından bana ulaşabilirsiniz. Yardımcı olmaya çalışırım.
Google yeniliklere devam ediyor. Bir Türkten aldıkları like.com sitesinde kullandığı resimle arama algoritmasını görsel aramada hizmete sokmuş. Yani artık benzerini bulmak istediğiniz resmi Google'a yüklüyorsunuz ve Google sizin için benzerini buluyor. Şimdilik aramalarda mükemmel sonuçlar almayı beklemek erken olur. Ancak gelişen teknoloji sınırları zorlamaya devam ettikçe bu algoritmanın da gelişeceğini beklemek iyimserlik olmaz.
İsmail Hacıoğlu varsa film izlenir diye açmıştım. Yine şaşırtmadı beni. Bu adam ne zaman psikopat rolde oynarsa o zaman kendinden geçiyor ve film o kadar sağlam oluyor.
Babası beş para etmez bi adam, annesi de ölüyor zaten filmin başında. Daha sonra babasıyla anlaşamayıp evden kaçıyor ardından bir arkadaşının da tavsiyesiyle mafya babasının bilardo salonunda işe giriyor. E psikopat olunca terfi fazla gecikmiyor. Her işine koşturur oluyor bizim oğlan mafya babasının.
Neyse filmi anlatıp tadını kaçırmayacağım merak etmeyin. Ancak mutlaka izlenmeli. Tavsiyemdir...
Benim laptop bozulduktan sonra nete cepten giriyorum ve iyice alışır oldum buna. Tek eksik flashlar ki çok gerekli değil bir de facebook chat olayı. Neyse ki bunu da ufak bir proğramla hallettim. Site mobil site ancak çok kullanışlı. Hemen linki veriyorum siz de kendi telefon modelinize uygun proğramı indirerek facebook chat sorununu çözebilirsiniz.
Buradan : www.getwapi.com/software
Anlatmaya güç bulamadığım bir olay yaşadım. 22 yaşındayım ve hayatım boyunca bir sürü ciğeri beş para etmeyen insanlar tanıdım daha doğrusu hayat beni onlarla tanışma zorunda bıraktı. Ancak hastalıklı beyinlerin saf orospu çocukluğuyla birleştiği zaman neler yapabileceğini bu kadar orospu çocuğu tanımama rağmen tahmin edemez oldum. Kanımı donduran geceleri her kapattığımda gözümün önüne gelen bir sorumluluk bütün hayatımı altüst etmişti ki dayanamayıp yapılması gereken ne varsa yaptım.
Biliyorum sizin de çevrenizde istemeseniz de bir sürü orospu çocuğu var. Peki onlarla en azından "ÇOCUK İSTİSMARI" konusunda sonuna kadar savaşmamız gerektiğinin farkında mısınız? Onlar bu kadar ileri gidebiliyorken bu kadar orospu çocukluğu yapabiliyorken biz neden böyle büyük namuslu insan davranışında bulunamıyoruz?
Geleceğimizi emanet edeceğimiz insanları hastalıklı beyinleriyle "İSTİSMAR" eden bu insanlarla savaşabilecek kurumlar mevcut. İnanın çocuk pornosu bu istismarın en saf olgusu. 27 kişinin 12 yaşında bir kıza tecavüz ettiği ve "TUTUKSUZ" yarğılandığını bilmek sizin de canınızı acıtmıyor mu? Öz babasının ve öz abisinin önce yıllarca tecavüz edip sonra bahçedeki kümese canlı canlı gömen 16 yaşındaki bir kızın gömülürken nasıl baktığını hanginiz hayal edebiliyorsunuz?
Nooldu? Yoksa şaşırdınız mı? Olamaz mı dediniz? Yoksa Oha mı?
Maalesef ki bütün bunların hepsi gerçek.
"Sitelerin açıkları bitmez; gelin önce insanlığımızdaki açığımızı kapatalım.!!"
Çocuğa Karşı Cinsel İstismarda 24 saat Açık İhbar ve Bilgi Hattı:0216 450 54 54
Müziğin ruhun gıdası olduğuna inananlardanım. Bu nedenle hayatımda çok fazla yer tutar müzik. E bir de yürümeyi çok seviyor ve üniversite ayağına yılda en az 2 defa 1300 km otobüs yolculuğu çekmek zorunda kalıyor olmam da müzikle yakından ilğilenmemin asıl nedenlerinden sayılabilir. Bozulan sony mp3 player'ımdan sonra farklılık olsun diye aldım philips go gear spark adlı mp3 playeri. Harbiden de farklı bir tecrübe oldu benim için. Hepsiburada.com'dan 99tl'ye aldım. Herhangi bir şikayetim yok. Mp3 player almayı düşünenlere tavsiye ederim. Sevdiğim özellikleri;
--> Bataryası uzun süre dayanıyor.(Yaklaşık 32 saat)
--> FullSound özelliği müzik kalitesini arttıyor.
--> Birkaç tema seçeneği bulunuyor.
--> Büyük resimleri bile açabiliyor.
--> Ekranı dokunmatik değil ancak tuş özelliği kazandırılmış olması farklılık katıyor.
--> Boyutu oldukça küçük.
--> Kemer tokası ve kılıfı var.
Merhaba arkdaşlar, Finaller nedeniyle pek yazı giremiyorum idare edin. Yeni bir program buldum ve blogda da uyguladım. Kolayca flash bannerler yapabileceğiniz bir program paylaşıyorum. Programın adı "Swf Text". Oldukça basit bir program. Yine de sorun yaşarsanız iletişimden ya da yorum yazarak ulaşın yardımcı olmaya çalışırım. Programın Crack dosyası da içindedir. Programı BURADAN indirebilirsiniz. Yine de bir ALTERNATİF verelim (= Rar Şifresi : www.sqluzmani.blogspot.com
Tesadüfen denk geldi. Arkadaşımın harddisk'ini karıştırırken ismi ve resmi ilğinç geldi. Uykusuzluk ve can sıkıntısı derken oturup izledim. Filmin konusu basit olsa da bir farklılık kazandırılmış. Olay ne derseniz bir kadın yazar roman yazmak için ıssız bir orman evine gider. Tabi oranın yerli gençleri kadını benzinlikte görmüştür. 5 kişi ki buna oranın şerif'i de dahil tecavüz ederler. Kadını öldürmek üzereyken kadın orada bulunan bir akarsuya atlar. İzini kaybettirdikten sonra da tek tek öcünü almaya başlar. Ben etkilendim diyebilirim.
Polisiye romanlar hep farklı gelmiştir bana. Aslında pek çok farklı türde kitaplar okudum ve okumaya çalışıyorum. Ancak dediğim gibi polisiye romanların bende ayrı yeri var. Uzun zamandır ismini duyduğum, okumak için de fırsat bulamadığım bir kitaptı 'İstanbul Hatırası'. Ahmet Ümit, İstanbul tarihini romanda öyle işlemiş ki zaten ilgim olan tarihe daha da ilgili hale geldim diyebilirim. Özellikle de İstanbul Tarihi'ne . İstanbul'un ilk kurulduğundan Fatih Sultan Mehmet'in feth etmesine kadar geçen 1500 yıllık tarih romanda cinayetlerle işlenerek anlatılmış. Katilin geride bıraktığı tek şey öldürdüğü kişilerin ellerine koyduğu bir sikke. Kurbanlarını bu sikkeyi bastıran hükümdarın yaptırdığı bir yere bırakıyor ve ellerini bir sonraki kurbanın bırakılacağı yeri gösterecek şekilde ok gibi uzatıyor. Daha fazlasını anlatmayacağım ben özet yazmıyorum okumanız için meraklandırıyorum sadece. =)
Okuma hastalığım gözümün keskinliğini erkenden alıp götürse de bana kazandırdıkları yüzünden uzağı flu görmem umrumda değil. Ben sıkılıyorum demeyin. Emin olun ki ilginizi çekecek bir kitap hiç ummadığınız anda sizi kendine esir edebilir. Kitap okumaktan sıkılınlar için nacizane fikirler vereceğim başka bir yazıda. Konudan uzaklaştık her zaman ki gibi ama konuya bağlayıp bitirelim. Ahmet Ümit'in İstanbul Hatırası adlı kitabını okumadan ölmeyin derim hele de İstanbullu iseniz..